Allah’ın verdiği rızıklar ve rızası

İnsan doğmadan önce rızkı Allah tarafından garantiye alınmış, yaratılmışların en şereflisidir. Kainatta yaratılan her şey insanın hizmetine sunulmuştur. Allah tüm kainatı, insanın yaşamasını kolaylaştırsın, dünya hayatındaki imtihanı kolay olsun diye dizayn etmiştir. Bunun karşılığında yalnızca kulluk bekliyor Rabbimiz.

“..insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” Zariyat Suresi-56

Kulluk, Rabbimizin bizlere nimetlerini ikram ettiği en güzel makam. Her sabah doğan güneşin, mevsiminde yağan yağmurun, tarlasına ektiğimiz tohumun ürün vermesinin farkında olmak gerek yokluğunu hissetmeden. Ve en önemlisi Allah’ın nimetlerini bir kazanılmış hak olarak görmemek gerek. Evet rızkın kefili Allah’tır. Ancak kefil olmak başka bir şey, hak etmek başka bir şey.

Bize verilen rızkın, yaptığımız kulluk karşılığında olmadığı gibi, verilmeyen nimetinde yapamadığımız kulluğun karşılığında olabileceğini unutmamak gerek. Rızık, Allah’ın, insana ikramıdır. Varlığı şükür, yokluğu sabır olmalıdır. Rabbim bizleri nimetleri ile rızıklandırdığında hikmetini anlayıp, verilen nimetin bir hak değil ikram olduğunu bilip şükrünü eda etmeliyiz. Yine bir nimetten yoksun bıraktığında ise hikmetini anlayıp onu sabır ve dua ile Allah’tan usulünce istemeyi bilmeyi unutmamalıyız.

Nimet, her zaman bir gıda, bir madde olmadığı gibi bazen, sabah namazına uyanmak o yoklamaya şahit olmaktır. Allah’ın kulunu huzuruna kabul edip, namaz kılması çok büyük bir rızıktır. Bazen nimet, derin bir nefes aldığında onu geri verebilmektir. Bazen, sevmek, bazen de sevilmektir. Sevmek ve sevilmek o kadar büyük nimet ki, yokluğunda anlıyor insan kıymetini. Bazen, bir merdivene çıkabilmek, oturduğumuz koltuktan ayağa kalkabilmek, yürüyebilmektir. Bazen, gözünün dünyayı görebilmesi, kulağının sevdiklerini işitebilmesidir… Bu örnekler sayısız çoğaltılabilir. Rızkın teşekkürü ise aslında verilen nimetin Allah’ın rızasına kazanmaya vesile olmasıdır.  Bize verilen nimetin ne kadarını Allah’ın rızasını kazanmak için kullanıyoruz? Ya da ne kadarını Allah’ın rızası için harcıyoruz ya da ne kadarından O’nun için vazgeçiyoruz.

Bazen, düşünürüz ‘Allah bize neden vermiyor?’ diye. Neyi vermediğini düşünmek yerine, neyi verdiğinin hikmetini anlayabilirsek, vermediklerini vermesi için ilmi hal ile dua etmiş sayılırız.

İman, rızıkların en güzeli, verilen nimetlerin en büyüğü. Düşünsene Allah bize, kendine iman etme nimeti vermiş. Kendini bilme, bulma, tanıma fırsatı vermiş. Hem de biz hiçbir arayışa girmeden, hiçbir şey yapmadan, bedelsiz bir şekilde vermiş bu hissi. Bize bu kadar büyük bir nimeti ikram eden Allah, bizi O’nun için çok kolay ikramlardan alıkoyar mı hiç?  

Velhasıl, nimet, bir şeyin olmadığında eksikliğini hissetmek, eksik kalmaktır.

Bizleri iman ile rızıklandıran, tamamlayan, sevgisi ile gönüllerimizi dolduran, tüm verdiklerine Elhamdülillah dediğimiz, vermediklerine sabrettiğimiz tüm nimetlerin sahibi Allah’a hamd olsun. Rabbim bizleri, nimetlerini kavrayan, verdiği her nimete şükreden, O’nun rızasını kazanmak için kullanan kullar eylesin.

Şimdi düşünelim, biz Rabbimizin hangi nimetleri ile rızıklandırılmışız?

02.07.2022

Hep Düşünür Bazen Yazar

Bir Cevap Yazın