Has Parti’nin Yörüngesi !

Dün kurulan Has Parti hakkında dün akşamdan beri yazı yazmak için düşünüyordum doğrusu, ama CafeSiyaset yazarı Bilal Çetin duygularımı adeta özetlemiş durumda, işte o yazı.

“Sağcı değiliz, Solcu değiliz, liberal değiliz, muhafazakar da değiliz…”Numan Kurtulmuş, yeni kurdukları Halkın Sesi Partisi’ni (HAS Parti) bu sözlerle tarif ediyor dünkü basın toplantısında.

Akla ister istemez şu soru geliyor:

“Peki o halde siz nesiniz, necisiniz?”

Çünkü böyle bir parti tarifinin siyaset literatüründe yeri yok.

Yeni kurulan partinin genel başkanı Numan Kurtulmuş da elbette biliyor bunu ve “Biz tüm halkın partisiyiz, tüm kesimleri kucaklayacağız” diye açıklamasına devam ediyor.

Aslında Türkiye’de sağ-sol kavramları uzunca bir süredir karışık. Mevcut partilere de bakıldığında sol veya sosyal demokrat dediğiniz parti bir bakıyorsunuz öyle şeyleri savunuyor ki en sağdaki, en milliyetçi partiden bile daha keskin milliyetçi, sağcı olabiliyor. Muhafazakar bir görüntü sergileyebiliyor.

Veya sağcı, muhafazakar dediğiniz parti pekala sosyal demokrat görüşleri dile getirebiliyor.

Sağcılıkla solculuğu, liberallikle mahafazakarlığı tek potada, tek parti çatısı altında birleştirme iddiasını ilk olarak rahmetli Turgut Özal ortaya koymuştu. 1983 yılında kurduğu ANAP’ta dört eğilimi birleştireceğini iddia etmişti Turgut Özal. Başarılı da oldu.

Ama partisinin özü sağ partiydi.

Numan Kurtulmuş ve arkadaşlarının dün kurdukları parti de öyle olacak. Özünde yine sağ eksenli bir siyasi parti olacak.

Ama partinin kapısı bütün eğilimlere açık olacak.
Tıpkı Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarının 2001 yılında yaptıkları gibi kendilerini “Milli Görüş” çizgisinin dar çerçevesi içine hapsetmeyecek Kurtulmuş ve arkadaşları.

Milli Görüş asıl sahiplerinin, Necmettin Erbakan ve arkadaşlarının tekelinde olmaya devam edecek.

Erbakan’a rakip olmayacak Numan Kurtulmuş. Saadet Partisi ile rekabet etmeyecek.

Gözünü diktiği, partisine kazandırmayı hedeflediği seçmen kitlesi Erbakan’ın kontrolü kaybetmemek için varını yoğunu ortaya koyduğu yüzde 3-5’lik Milli Görüş kitlesi değil.

Merkez sağdaki yüzde 50’nin üstündeki çoğunluk.

Yani Tayyip Erdoğan’a, Adalet ve Kalkınma Partisi’ne rakip olacak yeni kurulan parti.

Peki o alanda bugün yeni bir partiye ihtiyaç mı duyuluyordu?

Hayır.

O alanda yani merkez sağda, ANAP ve DYP’nin sahneden silinmesinin ardından oluşan büyük boşluk bugün itibariyle AKP tarafından doldurulmuş durumda.

AKP artık 1950’li yılların DP’si, 1960 ve 70’li yılların AP’si ve 1980’lerin ANAP’ı neyse o.

Bugün itibariyle yıpranmış, merkez sağ seçmen nezdinde kredibilitesini kaybetmiş de gözükmüyor.

Kendi içinde çatlamış, derin görüş ayrılıkları nedeniyle parti kadrolarının gidecek yeni bir çatı arayışı da söz konusu değil.

O nedenle Kurtulmuş ve arkadaşlarının en azından bu aşamada AKP’nin seçmen tabanından kendilerini iktidara taşımak bir yana barajı aşırabilecek bir parça koparabilmeleri dahi güç gözüküyor.

Bu tabii ki bugünün görüntüsü. Seçime 7 – 8 ay var. Bu süre içinde neler olur, neler değişir bilinmez.

Ayrıca siyaset iddia işi. Herhalde Numan Kurtulmuş ve arkadaşlarının da bir bildiği var ki iddialı bir biçimde yola çıkıyorlar. “Baraj endişemiz yok, biz iktidara talibiz” diyorlar.

Numan Kurtulmuş ve arkadaşlarının dün kurdukları Has Parti’nin geleceğine ilişkin olarak bugünden bir tahmin yapabilmek elbette güç. Gelecek konusunda kritik eşik yüzde 10 barajı…

Bir Cevap Yazın