İpin hesabı !

Geçmiş zamanların birinde çok mu çok zengin bir adam varmış. Emrinde binlerce işçisi, yüzlerce hizmetçisi, onlarca da uşağı varmış. Sağlık sıhhat içersinde ömrünü geçirirken en korktuğu şeyde ölümmüş. Her ne kadar zalim ve adaletsiz olmasa da, malını çok sevdiği için hayır işlerinde de pek gözü yokmuş. İnancıda olduğundan kabirde nasıl hesap vereceğini düşünür dururmuş. Kaygısı arttığı zamanlarda mutlaka küçük te olsa çam sakızı çoban armağanı misali bir hayır yapar kalbini ferahlatırmış.



Ama yaptığı hayrın azlığını kendiside görüp hissettiği için gönlü yine daralırmış. Günler geçip ihtiyarlayınca bir ayağının çukura girdiğini fark eden adam kabir hesabında başkası olursa yanımda belki hafif atlatırım diye kendi kendine düşünce kurmuş. Her tarafa “Öldüğüm geceyi kim kabre girerek sabaha kadar benimle geçirirse servetimin 3 ‘ te birini ona bağışlıyorum” diye haber salmış. Aylar geçmiş kimseden ses seda çıkmaz olmuş Ölümün yüzü ile karşılaşan adam son bir çare vasiyetini değiştirerek çevreye yeniden haber salmış. “Öldüğüm geceyi kabirde beraber geçirecek kişiye servetimin yarısını verecem” diye

Tüm ahilinin gözü açılmış yarısı bile çok büyük bir servet olan bu teklife herkes a” acaba kabul etsek mi ..” diye düşünürken kabirde bir ölü ile bir gece bile kalmanın soğukluğu karşısında ” yooo yoo ya geri dönemezsem ” korkusu da eklenir olmuş. Velhasıl yine kimse kabul etmeye cesaret edememiş.
Bu haber kendi halinde yaşayan ve tuzu bile olmadığı için halkın kendine Tuzsuz Bekir ismini verdiği bir odun taşıyıcı hamalında kulağına da gitmiş. Gerçi haberi daha önceden de duymuş ama essah değildir diye düşünerek kulak ardı etmiş. Ama şimdi haber ikinci defa ulaşmış kendisine ve vaat edilen servetin miktarında artma olduğunu da öğrenmiş. Hoş ipinden başka bir şeyi olmayan zavallı hamal 3 ‘te bir servete de razıymış ya .
Tuzsuz Bekir kendi kendine düşünmeye başlamış;
-Benim sadece bir ipim var, kaybedecek bir şeyim yok. Sabaha kadar durursam zengin olurum.” diye düşünerek hemen başvurmak için yola koyulmuş..

Ölüm döşeğindeki adama kendisiyle bir gecede olsa kabirde geceleyecek adam geldiği söylenince sevinçle gözlerini açmış ve ” şimdi huzur içinde ölebilirim işte” diyerek gözlerini kapamış. Az sonrada zaten vefat etmiş.

Vefat eden zengin ile birlikte tuzsuz deli Bekride defnetmişler.Tabi sabah çıkabilsin diye de açık bir oyukta bırakmışlar.Sorgu sual melekleri gelmiş. Bakmışlar kabirde bir ölü, bir canlı var. “Nasıl olsa bu ölü elimizde… Biz şu canlı olandan başlayalım” demişler ve Tuzsuz Bekri sorgulamaya başlamışlar.

-O ip kimin? Nereden aldın? Niye aldın? Nasıl aldın? Nerelerde kullandın?” Sabaha kadar sorgu sual devam etmiş, adamın hesabı bitmemiş.
Sabahın olmasını dört gözle bekleyen Tuzsuz Bekir kendini kabirden dışarı zor atmış.

Etrafta onu bekleyen tüm halk coşkuyla karşılamış

– “Tamam kazandın “demişler. “servetin yarısı senin, “
Tuzsuz Bekir gözleri yerinden fırlamış yüzünü elleri ile kapatarak koşmaya başlamış, bir taraftan da avazı çıktığı bağırarak cevap veriyormuş..

– Amaaaan, , istemeeeeem, kalsııııııııın. Ben, sabaha kadar bir ipin hesabını veremedim. O kadar servetin hesabını nasıl veririm?

Bir Cevap Yazın