Surda Bir Gedik Açtık

Türkiye de artık 82 anayasasının hiçbir savunucusu kalmamıştır. Demokratı, liberali, milliyetçisi, ulusalcısı, sağcısı ve solcusuyla artık hiçbir kesim 82 anayasasını savunmamakta, bununda ötesinde bu anayasayı eleştirmektedir. Nitekim;

Merhum Türkeşin; koalisyon hükümetine ancak anayasayı değiştirme taahhütü aldıktan sonra güvenoyu vermesi,

1989 yılında shp’nin yeni anayasa taslağı hazırlamak için kurduğu anayasa komisyonu,

1991 yılı seçimlerinin ardından dyp-shp koalisyonunun “tam demokratik, çoğulcu ve çağdaş” bir anayasa hazırlama çalışmaları,

Deniz Baykal’ın 82 anayasası için sarfettiği “Bu anayasanın betonarme hesapları yanlış” sözü;

bize geçmişten bugüne 82 anayasasını hiçbir siyasi kesimin benimsemediğini gösterir. Yıllardır 82 anayasasını en katı şekilde eleştiren çevrelerin bugün değişikliklere karşı olmalarının sebebi; ne yazık ki küçük politik hesaplar peşinde olmalarıdır.”Hayırcı” liderlerin pakete karşı olmalarının altında yatan esas sebep şüphesiz budur. Ülke yararına olsun olmasın yapılan her icraate, söylenen her söze sorgusuz sualsiz muhalif olmayı, muhalefet partisinin tabi görevi olarak gören “muhalif” liderlerin değişikliğe karşı olmaları elbette şaşırtıcı değil. Şaşırtıcı olan siyasetçiler dışında “hayır”ı savunan insanların fikirlerini hangi zemine oturttuklarıdır.

Genel olarak siyasetçiler dışında “hayır”ı savunanları iki gruba ayırabiliriz;

Birinci grupta paketi okumadan hayır diyenler var

Bu gruptakilerin sayısı hiç de azımsanacak kadar  değil.

Üniversite mezunu olup yeri geldiğinde “Bu halk böyle cahil olduktan sonra..” girizgahı ile başlayan sitem dolu cümleler sarfeden. Ama neye hayır dediğini bilmeyen insanlar tanırım.

Hukuk tahsili görüp facebook, tweeter gibi paylaşım sitelerinde saatlerini geçirip 20 dakikasını ayırıp paketi okumadan “evet” diyenleri devleti yıkmakla suçlayanları bilirim.

İlkokul mezunu anne babamdan paketi okumalarını beklemiyorum-ki onlara referandumun içeriğini açıklama görevinin bize düştüğünü düşünüyorum.-Fakat elinin altında sınırsız interneti olup saatlerini internet başında pinekleyerek geçiren ama 26 maddelik bi paketi okumayan gençleri de anlayamıyorum. Şu halde Türkiye’de apolitik bir gençliğin hayalini kuranların amaçlarını nasıl başardıklarını da görüyorum.

“Hayırcı” siyasetçiler en fazla bu grubun üstüne düşüyor zira paketi okumamış olmaları onların kolayca ikna edilebilmeleri için zemin hazırlıyor. Kısaca “Evetçiler” değişiklik maddelerinin halk tarafından okunmasını teşvik edip meydanlarda bu maddeleri anlatırken “Hayırcılar” ise meydanlarda “siz bize güvenin bir hayır deyin yeter!” den öteye geçmeyen konuşmalar yapmaktadır.

Aynı durumu Partilerin resmi sitelerinde de görebiliriz;

Ak Parti’nin resmi sitesine girdiğinizde referandum için hazırlanmış yeni bir siteyle karsılasırsınız. Bu siteye giren kişi ilk olarak “değişen maddeler” butonunu görür. Sitede değişen maddeler sırası ile gösterilmiş.

CHP’nin resmi sitesinin sol kısmın da kocaman “Neye Hayır” yazısını görür değişen maddeleri göreceğiz diye umutlanırsınız. Öyle ya Niye Hayır dememişler Neye hayır demişler… Fakat bu ümit boşadır çünkü o kısmı tıkladığınız da karşınıza 8 sayfalık bir kitapçık çıkar ve kitağçığın içinde değişen maddelerin hiçbiri ile karşılaşamazsınız,Çünkü kitapçık AKP ye hayır, Kul hakkı yiyen iktidara hayır,tek parti darbesine hayır gibi tamamen izafi sloganlardan öte önermesi olmayan baştan savma bir çalışmadır.

MHP nin sitesinde de durum pek farklı değildir. Siteden edinilen materyallerde içerik “Hayır de Hayır bul Vebalden kurtul” gibi uyaklı “pkk ya haburu türk gençliğine kabri layık görenlere, Hayır” gibi cinaslı sözlerin etrafında dolaşıp duran ama bir türlü değişen maddeleri anlatmayan klasik MHP söylemlerinden oluşmaktadır.

Velhasıl paketi okumadan pakete karşı olanlar “Hayırcı” siyasilerin güdümünde ve körü körüne;daha demokratik anayasaya ve daha özgürlükçü ve çok sesli kurumlara “Hayır” dediklerinin farkında değillerdir.

Hayır’ı savunan ikinci grupta ise paketi karşı çıkmak için okuyanlar var

Ak Parti düşmanlığı ile gözleri kör olan bu insanlar.Tüm maddeleri “AKP yapmışsa vardır bir hinlik” düşüncesiyle okuduklarından değişikliklere tutarsız eleştiriler getirmektedirler.

Örneğin Memura grev hakkının verilmemiş olmasına kızıp hayır diye bağıranlar devlete de lokavt hakkının verilmemiş olmasını görmek istemiyorlar. Bu gruptaki insanlar paketi nerede değişiklik yapılmış dan çok nerede değişiklik yapılmamış diye okuyorlar.

Askeri yargının düzenlendiği maddeyi “Askeri sivilin kucağına itiyorlar” düşüncesiyle okuyan kimse acaba neyden korkuyor.Yargıya mı güvenmiyor yoksa askeremi! Eğer yargıya güvenmiyorsa o zaman bu cümleyi neden sadece asker için kullanıyor.Bu ülkede yüzlerce terzi binlerce şoför, eğitimci mahkemelerde yargılanırken onlar için  hakimlerin kucağına itiliyor diyor mu? Bu çarpık ideolojisiyle türk milletinin en fazla güven duyduğu TSK’ya da yargıya da zarar verdiğinin acaba farkında değilmi!

Paketi okuyan kimsenin anayasa mahkemesin üye sayısının artırılarak mahkemede çoğulcu ve çok sesli bir yapının oluşturulmasını, üye sayısının artmasına rağmen yetkilerinin çok fazla olduğunu düşündükleri cumhurbaşkanının, doğrudan atadığı üye sayısının değişmemesini –oransal olarak azalmasını- görmemesi size de garip gelmiyormu.

Bu kadar itiraz neye?

Sebepsiz yere askeriyeden ihraç edilip sonrasında fişlenmiş bir hayat yaşamak zorunda bırakılan, demokratik bazı hakları ellerinden alınan insanların mağduriyetini görmüyorlar mı? Bırakın bu insanlar mahkemelerde hakkını arasın.. Paketi okuyanlar bu maddeyi de mi görmüyorlar! Yoksa bu da mı işlerine gelmiyor.

Sonuç olarak şu anda Türkiye’nin önünde çok büyük bir fırsat duruyor. Daha önce görülmemiş bir fırsat hemde.

Kendinizi kandırmayın! Gelin evvela sakin bir kafayla şu paketi okuyun. Bu bir genel seçim değil. Bu Ak Parti’ye Evet veya Hayır da değil. Bu 1982 anayasasının vesayetçi, anti demokratik, milleti devletin  hizmetkarı olarak gören, toplumu sınıflara ayıran yapısına vurulacak bir darbedir. Evet belki 82 anayasası tamamen yok olmayacak fakat bir nebze olsun daha demokratik bir anayasaya kavuşmuş olacağız. Ve muhtemelen 13 eylül sabahı insanlar Necip Fazılın dilinden düşen şu mısraları söylüyor olacak..

Surda bir gedik açtık mukaddes mi mukaddes.
Ey kahpe rüzgar artık ne yandan esersen es…

Hayati Çaycı

Bir Cevap Yazın