Zamana mahkum olmak!

Dünya kuruldu kurulalı milyarlarca yıl oldu. İnsanlık tarihinin binlerce yıllık geçmişi var. İnsanları her dönemde birbirlerini bağlayan ortak bir inanç sistemi vardır. Kimileri putlara tapmıştır, kimileri güneşe, kimileri hayvanlara, kimileri de kutsal dinlere tapmış ve inanmıştır.

Elhamdulillah diyoruz. bizler şu anda İslam’ı din olarak benimsemiş ve İslam’ın çatısı altında birleşmişiz. Allah’ı Rab, Hz Peygamberimizi Resul olarak kabul etmişiz ve Kuran-ı ve sünneti kendimize ölçü edinmeye dinimiz inandığımız sistem gereği söz vermişiz

Ancak son zamanlarda kimileri uslu durmayarak İslam’ın isminin başına “Ilımlı” sözcüğü ekleyerek Ilımlı İslam yapmış. Neymiş efendim Zamanın şartlarına uydurmak lazımmış. 1400 küsür yıla hitap eden İslam senin içinde yaşadığın 10-20 yıla mı hitap edemiyor. Haşa Allah bilmiyor muydu? İslam’ın bu döneme yetersiz kalacağını, eğer yetersiz olduğunu düşünecek olsaydı bir peygamberde şimdi gönderirdi. Ama göndermedi, Hz Muhammed SAV Efendimizi Son Peygamber yaptı, kıyamete kadar yolunu yolumuz olarak kabul edeceğimiz peygamber yaptı. Ve dedi ki” Kıyamete kadar tek hak din İslam’dır” dedi.

Ben cahil bir müslümanım ama şunu çok iyi biliyorum bizim dinimizin hiç bir yerinde Ilımlı İslam geçmiyor. Biz yaşadığımız zamanın şartlarına sadece mahkum oluyoruz. İslam’dan da vazgeçemediğimiz için İslam’ı zamanın şartlarına indirgiyor, “böyle de olabilir, biraz farklı bakmak lazım aslında…” gibi teranelerle İslam’ın yüceliğini küçültüyoruz.

Elhamdulillah diyorum hala İslam’ı, Allah’ın kelamını yüce tutmaya çalışan birileri var. Bugün Filistin’de, Gazze’de, Pakistan’da kardeşlerimiz ölüyorsa, Dinini, namusunu, kitabını ayakta tutmaya çalıştığı içindir. Filistinli o küçücük çocuk elinde taşla, o yüzlerce tonluk tankın önüne geçiyorsa Hakk’a inanışındandır.

Şeyh Ahmet Yasinler, Cahar Dudayev’lerden ve kendisini Hakk’a adamış tüm şehitlerimizden Allah razı olsun diyorum. Şimdi bizler de sıcacık yataklarımızda, nemlenmemiş gözlerle, yara almımış bir bedenle, sünnetsiz namazlarla diyaloglar, ılımlı İslamlar peşinde koşuyoruz. Ilımlı İslamı savunmak Şeyh Ahmet Yasin’e ihanettir, Filistinde ölen, Kaşmirde, Bağdat’ta, Pakistan’da, Afganistanda ölen o kadar kardeşimizin hakkına girmektir. Onlar sen İslam’ı ılımlı yaşa diye, diyalog yap diye ölmediler.

Bilmiyorum yanlış mı düşünüyorum ama bildiğim tek gerçek “Bizler yaşadığımız gibi inanmaya başlamışız,”

İnandığı gibi yaşayanlara, ölçüsü Kuran ve Sünnet olanlara, Kuran ve sünnet dışında bütün ölçüleri hayat dahi olsa tepenlere ne mutlu diyorum.

Ey Rabbim! Bizi dinin üzere sabit kıl, bizi yaşadığımız zamanın şartlarına mahkum ederek o yüce dinini zamanın şartlarına indirgenmesine izin verme Allah’ım.

Bir Cevap Yazın