Günümüzde Mankurtlaşmak

mankurt

Mankurtlaşmak, ulusal kimlikten uzaklaşma, topluma ve kültüre yabancılaşma, zihnin yeniden inşası yoluyla bilinçsizleşme, egemen güçlere ve süper devletlere yaranmayı içeren sosyo-kültürel bir kavramdır. Pazar akşamı Giresun’da bir salonda Meclis darbe Komisyonunda ilmine ve bilgisine danışılan Prof .Dr. Mustafa Öztürk hoca’nı “FETÖ’nün iç yapısı ve beyin yıkama metodu” konferansına katıldım. Öncelikle Sayın Öztürk’ün de Türkiyenin en karanlık ve en çatlaklı günlerinde bile  bozulmayan yapının İmam Hatip’ler olduğunu söyleyerek “Biz iki arkadaş burada dört tane konu konuşsak, ikisinde hem fikir oluruz, ikisinde ayrı düşeriz. Ama mesele vatan millet olunca tıp ki 15 temmuz olduğu gibi bir oluruz” dediği gibi bende katıldığım bölümleri sizlerle paylaşmak isterim.

“Herşeyi hizmet alımı gibi yapıyoruz.  Allah’a giderken bile taşeron kullanıyoruz.” Alemlerin yaratıcısı Yüce Allah kendisine Kur’an’la davet ederken, biz neden araya aracı konumunda bir taşeron koyuyoruz. Buna ne ihtiyaç vardır. Herkes tarafından bilinen bir örnektir Peygamber Efendimiz SAV “Ey Fâtıma, seni ben bile kurtaramam” demesinde ki mesaj neydi?

“Türkiye’de din anlatımında genel de kullanılan malzeme kıssacılıktır.” Yazımın girişinde Mankurtlaşmaktan bahsetmiştim. Çocukluğumuzdan beri değişik sohbet ortamlarında yüzlerce-binlerce kıssa dinlemiştik. Ve çok iyi hatırlıyorum ki FETÖ denilen hain de rüyalar/kıssalar ardı ardına geliyordu.

“Siz de ahiretinizin ve inancınızın Şeyhinizin rızası ile olacağına inanıyorsanız,  yarın siz de vatandaşa, millete çok rahat sıkarsınız.” Ve en kilit cümle bu. Bu FETÖ 15 Temmuz’da bu eylemi nasıl gerçekleştirmişti. Mankurtlaştırılan üyeleri artık kontrolden çıkmış, liderleri ne derse onu yapacaklardı. Sözde mübarek kurşunu ile bir insanı alnının ortasından vuran ve yere çömelerek üç yudumda su içtikten sonra “Elhamdulillah” diyen bir insanın aklından geçen tek şey “Hocasının, liderinin rızasının Allah’ın rızası olduğunu düşünmektir. Peki bu tehlike bu şekilde inanmışlık ve adanmışlıkların olduğu başka yerde olmaz mı? Olmaması için sebep ne?

“Kendinize gelecek Mehdiyi bekleyeceğinize kendinize gelin.” Müslümanların belki en tembel oluşunun göstergesidir. Mehdi gelecek mi gelmeyecek mi? O benim problemim değil. Ancak bugüne kadar ortaya Mehdi diye çıkan zevatların İslam toplumuna neler kaybettirdiklerini düşünmek lazım. Mehdi hikayeleri ile Müslümanları yiyen, uyutan “Siz işinize bakın, Mehdi sizi kurtaracak” diyerek kendisine mehdi kapısı açanları yine 15 Temmuz’da gördük.

“Ya Rabbi,  sen ne dersen de,  biz bildiğimizi yapmaya devam edeceğiz demektir” Kur’an ve Hadislerde yeri sabitlenmiş olan, kendinize “Kur’an ve sünnetten başka yol aramayın, araya aracılar koymayın denmesine rağmen biz kendimize dini öncü, şeyh, lider vb.. seçmeye devam etmemiz sizce “Ya Rabbi,  sen ne dersen de,  biz bildiğimizi yapmaya devam edeceğiz demektir” değil midir?

Kısacası, birinci vazifemiz kendimize gelmektir. Her hangi birine bütün benliğimizi, kişiliğimizi, aklımızı satmamalıyız. Bugün Fetö’sü gider, Çetö’sü gelir. 28 Şubatları yaşayan bir toplum olarak o zaman bile devletimizi satmadık. Millet, devletinin yanında olduğu sürece millettir. Devlet ve millet ayrıştığı zaman ikisi de yok olabilir.

Devlet yanına ortak istemez. Devletin tokatı ağır olur. Eğer illa bir topluluk olmak istersek camilerimizde cemaatle namazlara katılalım. Ve sayın Öztürk’ün son bir cümlesi ile yazımı bitirmek istiyorum “Dinimizi,  milletimize terbiye etmeye yarayan değnek gibi kullanmak yerine kendimizi terbiye etmek gibi kullanalım.”

Mankurtlaştırılamayan, ümmet olabilen bir toplum olabilmek dileğiyle.

Vesselam…

Bir Cevap Yazın