2

Hangi burç kalıbına sığındırıldık?

Kova, Akrep, Yay, İkizler, Koç vb..

Arkadaş ortamlarında bir araya geldiğimizde genelde burçlarımızdan bahsetmeye başlarız, özelliklerini taşıyıp taşımadığımızı söyler hatta bununla övünürüz. Çünkü bu ortamlarda burçlarının özelliklerini taşıyan ideal insandır. Burçların özelliklerini taşımak belki de normalliğin göstergesidir diye düşünülüyor. Mesela bir arkadaşımızda iki günü birbirini tutmayan garip davranışlar görürsek “sen ikizler burcu musun?” diye sorar evet cevabını alırsak “biliyordum zaten, o zaman normal” deriz. Bu örnekleri her burç için sayısız çoğaltabiliriz. Duygusallık, liderlik, kararlılık, kin gütme, enerjik olma, keyifsiz olma, duygusal olma vb gibi özellikleri bağlarız burçlara, rahat ederiz.

Ancak hakikat öyle değil, doğru bu olmamalı! Bilinen on iki burç var, bu demek oluyor ki Allah bizi on iki çeşit insan olarak yarattı? Mesela Ocak ayında doğanlar sinirli, Mart’ta doğanlar lider, Haziran’da doğanlar tutarsız davranış sergiler gibi. Ancak durum öyle değil Allah bizi bir kalıpta yaratmadı.

Burçların varlığı yokluğu başka bir yazı konusu olabilir, o alan benim alanım değil. Ancak burçların özelliklerini taşımak zorunda değiliz, burçları insanları belirli kalıba yerleştiriyor ve özelliklerini meşrulaştırıyor. Bir insan ikizler burcu diye tutarsız olamaz. Çünkü Müslüman ahlakında tutarsızlık yoktur. Yine bir müslüman kindar olmamalı, sevdiğini ölçülü sevmeli, sevmediğini de ölçülü davranmalı. Her burca sahip insan duygusal olabilir, keyifli olabilir, tutarsız olabilir, bunlar özellik değil davranış olmalı. O an’a özel davranışlar, çünkü özellik, devamlılık ve sorumluluk gerektirir.

Bugün X, Y, Z kuşağı diye kalıplara sokulmak istenen gençler ve yetişkinler nasıl bu kalıplara girmemesi gerekiyorsa, burçların da bizi bu kalıplara girdirmemesi gerekiyor. Çünkü bizde tek bir ölçü vardır O’da İslam’dır. İslam olmalıdır. Bir müslüman olarak kuşakları, burçların tamamını reddetmemiz gerekiyor. Ölçümüzün tamamının İslam olması gerekiyor.

Durum böyle olunca hiç bir gencimiz (sözde) Z kuşağı kalıbına girmeyeceği gibi burçlarında kalıbına girmeyecek, sözde burcunun özelliğini taşıyan kimsenin o özelliği meşru olamayacak. Ve kişi kendini düzeltme çabası içine girecek?

“Pusulamız astroloji kitabı değil İslam olmalı..”

Ubeydullah Göktekin

Hemen aklıma şöyle bir soru geliyor. İnsanların efendisi Hz. Muhammed (SAV)’i düşünelim hangi burcu taşıyordu acaba? Hiç sorgulamaya gerek yok, taşımıyordu! Eğer taşıyor olsaydı o tarihte doğan, o burca sahip olan herkes Peygamber Efendimiz (SAV) ‘in özelliklerine benzer özellikler taşıyor olurdu. Ya da dünyada başarılarıyla, ahlakıyla, öncülüğüyle bilinen insanların burçlarına bakacak olursak yine hepsinin burçlar üstü davranışlar sergilediğini görebiliriz.

İnsan yaşadığı toplumun kalıplarına girer, girdiği ortamların şeklini alır, meşgul olduğu sahiplerin sohbetleri ile yetişir, donatılır, dönüşür. Sözün özü bir insan adına ne dersek diyelim hiç bir kalıbı kabul etmemeli. Varsa bir güzellik onu almalı, varsa bir olumsuzluk ondan uzak kalmalı. Hiç bir kötü özellik insana yakışmadığı gibi onu terketme davranışı da müslüman ahlakının gerekliliğidir.

Gelin bir birimizi sevelim, tutarsız olmayalım, birbirimizin hakkını gözetelim, bizim tek bir kalıbımız vardır O’da İslam’dır. İslam kalıpların en şereflisidir.

Bizim tek burcumuz İslam’dır, yükselenemiz Hz. Muhammed SAV’dir, kuşağımız Kur’an’dır…

Kur’an kuşağını özelliğini taşıyan, burcu İslam, yükseleni Hz. Muhammed SAV olana ne mutlu…

8.11.2022

Hep Düşünür Bazen Yazar