Uludere Olayları

2012 yılına Türkiye tarihinde uzun yıllar unutulmayacak ve gündemde kalacak bir olayla girdik. Geçtiğimiz haftada TSK jetleri tarafından Şırnak Uludere’de vurulan 35 vatandaşımız öldürüldü.
Aslında konuyla ilgili günlerdir yazmak, birşeyler karalamak istiyorum ama öyle bir konu ki, çubuğun iki ucuda kirli diyebileceğimiz bir konu. Kasten mi yapıldı? Yanlış istihbarattan mı yapıldı belli değil. Her iki durumda çok kötü. Kim olursa olsun ortada 35 ölü var.
Öncelikle TSK’nın bu hususta birinci derece suçlu olduğunu düşünüyorum, iddia edildiği üzere aldığı istihbaratla terörist bir grup bile olsa neden havadan vuruyorsun, karadan bölgeye asker sevket, gerekli uyarıları yap, sonra gerekirse vur. Ben bu anlamda böyle düşünüyorum.


Ama TSK’ya suç bulduğum kadar oradan Kaçakçılık yapan 35 köylüde burada aslında “Gel beni öldür” demiş gibi adeta bence. Bu kadar sınır operasyonlarının yapıldığı bir dönemde, böyle kalabalık bir grupla, meşru olmayan bir işi gizli birşekilde yapmaya kalkışırsan sonuçları biraz acı olabilir.
Bölgeye giden Uludere Kaymakam’ının darbe görmesini esefle kınıyorum. Aslında Sayın Kaymakam’ımıza yapılanlara şahit olduktan sonra ölenlerin kimler olduğunu üç aşağı beş yukarı anladık, zaten ekranlarda görüldüğü üzere tabutların üzerinde ki bez parçalarından da anlaşılıyor. Her ne kadar masum oldukları iddia edilse de ölen 35 köylünün içerisinde ki bir çok kişi terörist veya yandaşı idi. Zaten bunlarda yavaş yavaş medya tarafından günyüzüne çıkarılıyor.
Ben böyle bir zamanda böyle bir kaçakçılık olayının (ki grubun içerisine bir kaç tane de masum köylü koymak) BDP tarafından planlandığını tahmin ediyorum. Ki zaten her hal ve hareketlerinden belli oluyor. Anlamadığım birşey var CHP’ye ne oluyorda BDP ile aynı safa geçti. Hükümeti eleştirmek adına, yanında olmamak adına bu kadar da alçalma olmaz ki sayın Kılıçdaroğlu. Tamam hükümet bence de bu noktada yanlış istihbarat gibi konularla suçlanabilir, hak veriyorum ama bu BDP ile aynı safta olmak anlamına gelmez ki.
Bu konu çok su götürecek gibi duruyor. Basın ve dış kaynaklar bu konu ile yakından ilgileniyor ve suçlu ya da suçlular aranıyor. 24 yıldır Türkiyem’de yaşayan bir vatandaş olarak diyorum ki bu işte BDP’nin parmağı var.
Bu olaydan çıkarmamız gereken derslerden birisi; herkes akıllı olsun ve katırlarla toplu kaçakçılık yapmaya çalışmasın, bizim TSK’nın işine hiç belli olma. Meşru olmayan bir işi yaparken başına meşru olmayan bir durumun gelmesinin hakkı aranmaz.

1 Comment

  1. mehmet ay

    Bravo çok doğru tesbitler…İlave olarak şunu da düşünebilirsiniz…Bu gruplar örgütün haberi ve desteği olmadan bu işi yapabilmeleri mümkün değildir.Muhtemel terörist geçişlerinide bu şekilde organize ettiğini düşünüyorum.Bu işin içinde pkk-bdp nin bir oyunu olduğu çok açık…Gruptan teröristleri sıyırtıp kesin istihbaratla bu kaçakçıların vurulmasını sağlamışlar ve bir taşla birkaç kuş vurmuşlardır.Olay akabinde binlerce terör sempatizanının ve BDP m.vekillerinin oraya toplanması bunun göstergesidir.Bugüne kadar sınır hattında binlerce insan kaçakçılk esnasında ölmüş olmasına rağmen hiç sesini çıkarmayanlar konu terör olunca hep birden seslerini yükseltmişlerdir.Bencekonu türkiyenin avrupa nezdinde köşeye sıkıştırılmasıdır.

Bir Cevap Yazın