28 Şubat’a bir de böyle bakalım?

28subat

Yazım siyasi bir yazı değildir. Bir düşünce yazısıdır.

Tam 19 yıl önceydi Türkiye’de her şey Müslümanların istediği gibi olmaya başlamıştı. Müslümanların yüzü gülüyor ve ülke hızla kalkınıyordu…

Ta ki 28 Şubat’a kadar!

Dönemin Başbakanı merhum Erbakan’ı görevinden eden iki önemli bir olay vardı. Birincisi havuz sistemi, ikincisi D8’ler. Her ikisi de uluslararası arenada büyük ses getiren önemli olaylardır. Dün Müslüman gibi görünen malum cemaat de bugün olduğu gibi dün de başbakanı arkadan vurmuştu. İslam’ın yaşanabilir olacağı bir toplum tesis edilmesinin önüne geçmişti.

Neydi bu havuz sistemi?

Bütün bakanlıklar tüm gelirlerini bu havuza aktaracak ve neye ihtiyacı varsa bu havuzdan alacaktı. Yani faiz lobilerine, kredi kuruluşlarına görev düşmeyecekti. Onlara giden hortumlar bir an önce kesilecekti.

Peki ya D8’ler?

Nüfusu 70 milyondan büyük, toplamda 600 milyon civarında Müslümanın yaşadığı devletlerin birleşmesi… Rahatsız olmuştu NATO, BM, AB, lobiler, kartel medya grupları.

Tam da bu nokta da,  bir yandan faiz lobisinin elinden kaçan 300 milyon TL parası, diğer yandan ümmetin birliği…

İşte bu sebeple 28 Şubat 1997 günü düğmeye basılmıştı. Ordu göreve çağrılıyor, medya darbe çığırtkanlığı yapıyor, Pensilvanya’dan ‘bırak git’ çağrıları yapılıyordu… Başbakan Erbakan yalnızlaştırılmıştı ve olanlar oldu… Gerisi bildiğiniz gibi, İkna odaları, görevlerinden uzaklaştırılan memurlar, başörtüsü yasakları, kapatılan imam hatipler ve psikolojisi bozulan, sindirilen halk…. Müslümanlara yapılan zulümler had safhaya çıkmıştı…

Peki bugün?

Elhamdulillah, ne kadar şükretsek azdır. 28 Şubat Postmodern darbesi bin yıl sürecek denirken 10. yılını tamamlayamadı, ancak hala izleri silinmedi. 28 Şubat sürecinde batırılan onlarca banka ve 300 milyon TL  gibi paralar o günlerin batı medya patronlarına ve faiz lobilerine gitti… 2002 yılında her şey tekrar tersine dönecek, Müslümanlar yeniden iş başına geldi…

Bundan sonra Uyanık olmalıyız?

Yaşım itibariyle çok az hatırlıyorum, bugünün gençleri hiç bilmez ama o günlerin tekrarı olmaması için saflarımızı birleştirmeliyiz. Bugün oynanmak istenen oyun dünkünden daha büyük. Siyasi düşüncemiz ne olursa olsun birlik olmalıyız. Gezi Parkı eylemleri, Artvin Cerattepe eylemleri yeni bir 28 Şubat’ın provasıdır. Türk’üz, Kürt’üz, ülkücüyüz, Ak partiliyiz, a cemaatindeyiz, b cemaatindeyiz dedikçe kaybedeceğiz. Ümmet olabilmeliyiz. Eğer bu memlekette kardeşçe yaşayabilirsek bu ülkede bir daha 28 Şubatlar yaşamayız.

Bir Cevap Yazın